Gezgin Mod = [DİYARBAKIR]

Eğer Elazığ yazımı okumuşsanız gece donmamak için Diyarbakır’a doğru yola çıktığımızı hatırlarsınız. Biraz tırstığımız noktalar oldu fakat sorunsuzca tamamladık yolu. Zaten ben rahat olduğumdan, hazır arabada sıcakken uyudum hep yol boyunca. Bizim çocuklar çektiler o yolun stresini 😀

 Diyarbakır’da bir  hastanenin otoparkında uyuduk gece ama öyle çok üşüdük ki. Üst üste giydiklerim, üstüme örttüklerim soğuğu engellemeye yetmedi bir türlü. Sabah uyandığımızda çocuklardan sağlam bir fırça yedim çünkü Diyarbakır’a gelme fikri benden çıkmıştı oranın daha sıcak olabileceğini, daha güneyde olduğunu felan söyleyip zorla ikna etmiştim herkesi ama öyle değilmiş daha da soğukmuş şansımıza :/

Sabah bir pastane bulduk kahvaltı yapmak için surların dibinde merkezi bir yerdeydi sanırım. Surlar şehrin etrafında o kadar güzel bir manzara oluşturuyor ki çok güzel bir duruşu var şehrin bayıldığımı söylemem gerek. Şehirin içini felan gezdik biraz ben yine çocukları ikna edemedim surların üstüne çıkıp gezmek için o yüzden yerden gezdik birazcık. Hediyelik eşya dükkanları felan vardı klasik turistik yer tezgahları falan.

İlgimi çeken en güzel yerleri daracık sokaklarındaki müzeleriydi birkaçına girebilme fırsatı bulduk bunlardan biri Cahit Sıtkı Tarancı’nın müzesiydi. Mektupları bazı yazıları sözleri sergileniyordu aynı müze içerisinde anadolu müziği enstrumanları sergiside vardı tam benlik bir müzeydi anlayacağınız 😀

Diyarbakır’da fazla takılamadık aslında hani orda daha çok vakit geçirip bir kaç gün kalmak insanlarla muhabbet etmek isterdim. Ülkemiz bu durumdayken bazı şeyler artık gazete kitap vs şeylerden öğrenilemiyor. Fakında olamadığımız bir sürü şey var ve ben bunları yerel halkla konuşmadan anlayamayacağımızı düşünüyorum.