Gezgin Mod = [ELAZIĞ]

Arkadaşlarım arasında artık yavaş yavaş gezmek denilince akla ilk gelen olmaya başladım 😀 Bu gerçekten bazen gezmelerime gezmeler katan bir durum oluyor. Elazığ ve Diyarbakır’ı bu şekilde görme fırsatı buldum. Arkadaşımın arkadaşının Elazığ’da düğünü vardı yolda ona eşlik etmem için bana söyledi, tabi ki ucunda gezmek ve yeni yerler görmek varsa ben hayır diyemem 😀 Ama bazı durumlar gidebilmem için engel teşkil ediyordu, neyse ki hepsi halloldu ve ben arkadaşımla çıktım yola. Sadece ikimizin olacağını düşünürken 2 yeni arkadaş daha katıldı gezimize ve gerçekten zevkle geçirdiğim ve çok güzel anılarım olan 2 gün kazandım hayattan.

Sabahın 5’inde çıktık yola Erzurum’dan. Ne kadar soğuk olabileceğini tahmin edersiniz sanırım, neyseki beni alana kadar arabayı ısıtmışlardı 🙂 Boyumuzu aşan kar birikintilerinin arasından müthiş bir sabah manzarasıyla birlikte seyahat etmek müthiş birşey gerçekten. Manzarayı kelimelerle anlatmak için yeterli kabiliyete sahip değilim fakat gözünüzde canlandırmak istiyorum azıcık. Normalde 3+3 şerit olan yolda sadece 1,5 şeritlik bir yol açılabilmiş baktığınızda bir kaç ağaç dışında her şey her yer bembeyazdı hatta bazı ağaçların dallarında kar öyle donmuş ki sanki ağaçlar beyaz dallardan ve yapraklardan oluşuyordu. Bütün bu beyazlığın ufukta kızıllıkla sonlandığını ve hemen üzerinde bemberrak bir gökyüzünün yükseldiğini düşünün, o kadar huzur verici birşey ki bu…

Her yazımda yemeklerden bahsediyorum 😀 beni görmemiş biri 100 kiloyum sanacak 🙂 halbukisi 57 kilo cılızın biriyim ama yöresel yemekleri denemek en büyük zevklerimden biri haline geldi artık. Yol boyunca arkadaşımın annesinin hazırladığı yolluklardan yedik ve termosta çayımız hep vardı.

Elazığ’a varmadan Keban barajının kıyılarında da mola vermeyi ihmal etmedik hatta araba şöyle bir muhabbette dönmüştü “durup martılara simit atalım hahaha” gerçekten de İstanbul’dan daha çok martı gördüm ben o barajda 😀 Sabah 10 gibi Elazığ’a varmıştık gittiğimiz düğün evinde hemen bize kahvaltı hazırladılar ismini not almadığım şimdide aşırı derecede pişman olduğum bir şeyler ikram ettiler bize cevizli falan bir şeydi müthiş beğenmedim aslında ama yinede denemek güzeldi 😀

Elazığ küçük bir şehir ama yinede güzel ilk dikkatimizi çeken şey indirim çılgınlığı oldu. Tüm dükkanların camında min %50 indirim yazıyordu %60-%70 insan ister istemez düşünüyor Türk’üz sonuçta bu adam indirim yapmadan önce ne kazanıyormuş abi diye. Ama sanırım birisi bu çılgınlığı başlattı her mevsim her gün indirim varmış gibi davranıyor bu mağazalar. Aslında çokda indirimli bir şeyler görünmüyordu indirim camlardaki yazıdan ibaretti sadece..

Harput’u duymuşsunuzdur Elazığ!a gidip de oraya gitmemek olmazdı. Bir iki türbe ziyaretinden sonra bizimkilerin mızmızlanmalarına rağmen zor bela Harput Kalesine çıkabildik. Gerçekten müthiş bir manzaraydı orada saatlerce oturmak, mızıka falan çalmak isterdim ama işte grup halinde gezmenin birçok iyi noktası olmasına rağmen kötü noktalarıda mevcut. Ben gerçekten Harput’u çok beğendim maneviyatı çok yüksek ayrıca tarihi yerlere ilgi duyanlar için gezilmesi görülmesi gereken bir yer.

Hatta başımıza bi olay geldi geldi, bi dükkanın yanından geçerken şöyle bir şey gördük; adam kocaman yazmış “3 battaniye 10 TL” birde bunu 3 tane battaniyeyi sarıp üzerine yapıştırmış. Bu bizim kafada kaldı ama imkansız olabileceğini düşünüyoruz hatta kesin imkansızdır dedik ama geceyi arabada geçireceğiz, yanımıza salaklık edip almadık bir şey hava da öyle soğuk ki anlatamam. Ben gaza getirdim milleti gidip o battaniyeleri alalım diye 😀 Tekrar şehir merkezine gelmeye çalıştık ama yollarda çalışma vardı kaybolduk uzunca bi süre döndük oralarda. Sonunda bulduk battaniyeciyi trafikte var hemen koştuk almak için 😀 Adamın verdiği cevap çok acıydı yaa 3 tanesi 10 TL taksitle 24 ay vadeyle 😀 Adamı hemen orada sever misin yoksa şimdi sevmeyeyim sabah gelir severim mi dersin bilmiyorum sonra döndük o yolu geri küfürler havalarda uçuşuyordu hatta bana adamdan daha çok küfür ettiler 😀

O gece arabada uyumaya çalıştık ama o kadar soğuktu ki hava uzun zamandır öyle üşümemiştim sonra tüm tehlikesine rağmen Diyarbakır’a doğru, sırf ısınmak için yola çıktık….