Gezgin Mod = [BATMAN]

Van’dan sonra tekrar yola çıktım, yolda ilk defa bir jandarma kontrol noktasından geçtim çok heycanlıydı çantam aranırken hayatta illegal işlere bulaşmayan ben bile bir tedirgin oldum ya içinde bir şey varsa diye 🙂 Batman’a giderken Bitlis’den geçtik yani ben o kadar güzel olabileceğini tahmin edemediğimden Bitlis’i rotama koymamıştım. Çok pişman oldum otobüsün camından izlerken ama olsun tekrar gitmek için büyük bir sebebim daha oldu.

BATMAN

Batman’ı biz çocukluğumuzdan beri duyduğumuzdan ilginç gelmiyor ama yurt dışından gelen bütün misafirlerimin ilgisini çeken bir şehir hatta isminin Batman konulmasını turistik bir strateji olarak düşünen insanlarla bile karşılaştım fakat şehrin turistiklikle ilgisi hiç yok. Zaten çok eski bir şehir olmadığı söylendi bana çok fazla gezemedim sadece şehir merkezini görebildim ve birkaç yerel insanla oturup çay içip muhabbet ettim. Batman’ın tarihi petrolle birlikte başlıyor şehiri şehir yapan petrol kuyuları ve rafineri.

Batman’da minibüsün şoföründen sonra ilk konuştuğum insan bir eczanenin çırağı konuşma şöyleydi;

-Kardeşim buranın bir ana caddesi felan var mı? yemek yemek ve gezmek istiyorum.

-Abiii ana cadde ha! Bak şurdan ileri gidiyorsun sonra sola dönüyorsun oradan Diyarbakır’a kadar hep ana cadde 🙂

Çocuğun dediği o ana caddeyi bulamadım ama bir sanat sokağı buldum orda yemek yedim zaten oranın bile kebabı artık güney doğuya geldiğimin hissini verdi. Daha sonra bir çarşı buldum trafiğe kapalı güzeldi gezdim biraz. Bence bir şehrin ilgi duyduğu şeyleri, şehrin tarzını böyle çarşılardan anlayabiliyorsunuz. Eski bir çarşıydı yerel halkın orta yaş ve üstünün alışveriş yaptığı yerler baharatçılar vardı (Baharatçılarla çeyiz dükkanlarının yan yana olmasını hiç anlayamıyorum)

Artık baya akşam olmuştu Midyat’ gidecektim terminale dönerken çok üzüldüğüm ve beni etkileyen bir olayla karşılaştım. Beni sırtımda çantayla gören çocuklardan biri abi dağa çıkıyorsan bizide götür diye geldiler bana. O an ki şaşkınlığımla ne diyeceğimi de bilemedim ama yani o çocuklar en fazla 8 yaşındalardı, acaba nasıl bir aile yaşantılar vardı? ne konuşuluyordu evde de böyle bir merakları istekleri var?.. Çok üzüldüm gerçekten ülkenin bu duruma gelmesi ne kadar üzücü yaa. Umarım düzelir ama 1-2 gün sürekli kafamda o çocuklar vardı gerçekten etkilenmiştim…

Otobüs durağı bir büfenin önündeydi, orada beklerken yaklaşık bir 10 dk olmuştu etrafımda dönen duran meraklı bi çocuk vardı böyle 16-17 yaşlarında. Daha fazla meraklanmasın ve hani çekinmesin diye ben bi laf attım, cevabını bildiğim bi soru sordum felan zaten böyle birşey bekliyormuş hemen muhabbete girdi napıyorsun nasıl geziyorsun nerelisin felan sonra duraksadı ve abi çay içer misin dedi. Sokağın ortasındayım nerden çıkacak acaba çay dedim 🙂 kabul ettim daha biraz vaktim vardı ben kahveye felan gideriz diye düşünüyordum ki hemen arkasındaki büfeye seslendi “çay demlendi mi lan!” 🙂 adamlar arkadaşmış 🙂 hemen beni büfenin içine buyur ettiler çay içtik muhabbet ettik elemanlardan biri lise terk okumuyor çalışmıyor boş gezenin boş kalfası. diğeride asker kaçağı evdeki erkekler sırayla askere gidiyor eve bakacak adam lazım sonuçta çocuk abim gitmeden ben gidemem diyor işte her dakika ülkenin bir üzücü tarafıyla daha karşılaşıyorsun tekrar tekrar. Neyse çocuğun birini liseye devam etmesi için ikna etmeye çalıştım ikna da oldu gibi görünüyordu umarım devam eder… Uzun uzun muhabbet ettik Türkiye’de yaşamanın onlar için olan problemlerinden felan konuştuk anladık birbirmizi iyi oldu güzel şeyler paylaştık yaşlarına göre çok olgun çocuklardı. Umarım herşey güzel olur onlar için…

“Seyahat Yaa Resullullah” – Evliya Çelebi