HitchHiking – Doğu Karadeniz | Başlangıç | Erzurum’dan Kars’a

Çocukluğumdan beridir gelen bu her yeri görme merakımı, belkide en özgürce beslediğim geziydi bu. Yok denilecek kadar az param vardı, yorgundum, yapmam gereken bir sürü iş vardı… ama çılgın bir arkadaş daha edinmiştim o gece müzik yaparken… İnsan sanırım arkadaşlarının olduğu kadar gözü kara oluyor. Hayatta, sorumluluklarımı terketmeyecek biriyimdir, ama o günlerde nasıl bir caydırıcılık etkili oldu hayatımda bilmiyorum.

Sıradan stresli bir program gecesiydi. Hayatta en çok bunaldığım zamanlar arasında, saymaya değecek olan bir geceydi benim için. Arkadaşlar eğleniyor, içiyolar vs. Ben görev olarak edindiğim için bassımı çalıyor, insanları eğlendirmeye çalışırken, içimde kalan son enerjiyi de onlara vermeye çalışıyordum. Bi arada yine farklı farklı insanlarla tanışıp hoş gözükmeye çalışırken, gerçekten iyi elektrik aldığım biriyle daha tanıştım. Facebook uzun zamandır onu tanıyor olabileceğimden bahsediyordu zaten bana, o kadar ortak arkadaşımız olmasına rağmen o güne kadar tanışmıyor oluşumuzda incelemeye değer bir hadiseydi aslında.

Gece evime gittiğimde her zaman ki gibi kulaklarımdaki o cızırtıları dindirip uyamak için, müzik açmaya çalışıyordum. Bi anda aklıma geldi ve facebooktan ekleyiverdim gitsin 😀 Yorgunluğuma rağmen, direndim ve uyumadım muhabbet uzadı gitti… Bi anda hemen kaçmak gerektiğini düşündük şehirden!! sabah 6 ya kadar tüm ayarlamalar yapılmış, yanımıza almamız gereken bir kaç parça eşya ile beraber çantalarımız hazırlanmıştı bile…

Erzurum’da tüm yollar havuz başına çıkar. Birisi ile buluşup bir yere gidecekseniz eğer nasıl olsa tüm otobüsler havuz başından geçtiğinden orda buluşursunuz, bizde öyle yaptık. İç ses uyuman gerekiyorken, gündüz derslerin, ertesi gün konserin varken senin ne işim var lan hafta sonu yapsan olmuyor muydu diye söylenmeye başlamıştı bile.

Eğer Erzurum’dan Kars tarafına otostop çekecekseniz, en iyi nokta şehrin çıkışındaki trafik ışıklarıdır. Çünkü şehire yakın yerlerden birçok araba geçmesine rağmen, çoğu şehir içine yada mahallelere gidiyor, bi arabaya odaklandığınızda aslında gidiyor olan bir diğerini kaçırmış oluyorsunuz.

DSC_0088

İlk olarak bir tıra bindik, amcamız yeni almıştı ve o kadar temizdi ki zaten ayakkabılarınızla giremiyorsunuz. Ayakkabılarımızı dışarda çıkardık. Çok şeker tonton bi dedeydi bu, emekli olmuş ama evde yapamıyormuş alışkanlıkdan dolayı tekrar başlamış uzun yollar gitmeye, sanırım Türkmenistan’a gidiyordu.. Biz ilk olarak aklımıza esen yere gitmeye karar verdiğimizden Ağrı’ya kadar gidelim dedim bu amcayla fakat amcamız bize yanınızda kameranızda var dedi tam seçim zamanı olduğundan sıkıntı yaşarsınız orda, oraya gitmeyin dedi ikna etti bizi, indik bizde Kars yol ayrımında.

Sonra yine bir başka tıra bindik, amca tipik tır şoförüydü atletiyle kullanıyordu tırı 😀 Yol boyunca bizi en korkutan sapık bakışlı adam buydu sanırım zaten yolda fazla uzun değil sıkıntısız atlattık. Dediğine göre aslında bu tır filosu onunmuş fakat canı sıkıldığından kullanıyormuş…. Çok inandığımızı söyleyemem…

DSC_0097Sarıkamış yol ayrımında indikten sonra bi süre araç bulamadık ama bu bize derenin kenarında çok güzel vakit geçirmemiz için iyi bi fırsat verdi. Sonra çok eski bir arabaya bindik bi aile Sarıkamış’a gidiyormuş alıp bizi uzunca sorguya çektiler 😀 neden böyle bir şey yapıyor olduğumuzu anlayamadılar. Çok ısrar etmemize rağmen bizi yolda değilde Sarıkamış’da otogardaDSC_0122 bıraktılar ordan bir minibüse binmemizi sıkı sıkıya tembihlediler 🙂 zaten sanırım artık başkada çaremiz yoktu Sarıkamış’dan Kars yoluna çıkmaz uzunca  bir yoldu ayrıca ıssızdı da.

Sarıkamış çok küçük bir ilçe sokaklarında kurutulmuş kazların asıldığı dükkanlar var alışık olunmayan bir manzara kayak malzemeleri ile kurutulmuş kazların yan yana asılması. Birde Sarıkamış’da dükkanlar zincirleri mevcut şöyle ki; Star Market-Star Spor Malzemeleri-Star Kasabı-Star Manav 😀 😀 .Sokaklarda gezmeye devam ederken eski bir pastane bulduk sanırım 1800 lü yıllardan kalmıştı uzunca bi zaman geçtiğinden hatırlayamıyorum ama üzümlü kurabiyelerinin

DSC_0142

tadı hala damağımda diyebilirim. Sonrasında minibüsle Kars’a doğru çıktık yola…

Kars’a geldiğimiz Erzurum’dan oldukça farklı bir manzarayla karşılaştık diyebilirim. Mimari olarak Rusların etkisi

çok büyük. Eski yapıların hepsi o savaş yılları zamanında ruslar tarafından yapılmış ve sonrasında tahrip edilmemiş ve halen kullanılmaya da devam ediyor

DSC_0270

Kars’a gelip kaleye çıkmadan gidemezdik hiç bi yere o yüzden biran önce o tepeye çıkmaya koyulmalıydık ama ondan önce yemek yemek için ucuz ve doyurucu bir yer aradık tam olarak merdiven altı imalathane olan bi merdivenin altında açılmış küçük bir dürümcü dükkanı bulduk. Sanırım askerler tarafından çok tercih ediliyordu bu mekan çünkü peçetelere yazılıp duvara asılmış bir sürü asker notu vardı hemen bizimkide aralarında yer aldı tabiki belki halen duruyordur, kim bilir…

Taş evlerin aralarından geçe geçe kaleye çıkan yola ulaştık. Ben bi taraftan tarih kokan sokaklarda 

dolaşırken bir yandan da orada yaşan insanların, kışın çektikleri çileleri düşünüyordum. 

DSC_0272

O kadar
acımasız ki hayat… 

Çocuklar bizimle çok ilgileniyorlardı hatta İngilizce konuşmaya çalışanlar bile vardı bizde tabi ki ortamı bozmadık konuştuk onlarla İngilizce 😀 ama gerçekten verebilecek hiç paramız olmadığından onlara harçlık veremedik :/ 

Tepeye çıkarken birde hatırlarsınız RT’nin “ucube” diye nitelendirildiği insanlık anıtı daha yeni yıkılıyordu onunda arda kalanlarının fotoğrafını çekebildik 🙁

DSC_0183

Kaleye çıktığımızda manzara müthişti gerçekten… Uzunca bir süre tadını çıkardık fotoğraflar çektik bir sürü hayatın sırrına dair muhabbetler ettik 😀 😀 Sonra çocuklar tarafından taşlandık 😀 gerçekten nedensizce taşlandık anlam veremedik ama sanırım herkes yabancıları sevmiyord u sonra ama bizi taşlayan çocuklarla arkadaş bile olduk neden taşladıkları

DSC_0201

sorusunun cevabı halen yok yalnız…

Benim böyle yerlerde mızıka

 çalma merakım bir gün bana neler getirecek neler götürecek bilmiyorum ama hep güzel anılar biriktirdim onunla birlikte… Mızıka ve ıslık çalıp şarkı söylüyorduk iyi vakit geçirdik orada ama sanırım tam doymamıştık ve yine acıktık o sırada işte bize 4 gün boyunca müthiş zaman geçirttiren fikir orta çıktı “Neden Karadeniz’e gidip balık ekmek yemiyoruz?”